Showing posts with label pirinç. Show all posts
Showing posts with label pirinç. Show all posts

Wednesday, February 20, 2008

Bebekler mamaya ne zaman başlamalı ?

Bebekler büyüdükçe ihtiyaçları artar. Bu dönemde ek besinler anne sütünün tamamlayıcısıdır.

Anne sütü 4-6 ay boyunca bebeğinizin su da dahil tüm ihtiyaçlarını karşılar. Ek besinlere kesinlikle erken başlanmamalıdır. Bebeğinizin sindirim sistemi zamanla geliştiği için erken dönemde ek besinlere başlanması sıkıntı yaratır ve hastalanmasına neden olur. Bunların başında da ishal gelir. Bebeklerde ishaller ölümcül olabilir.

Az miktarla başlanmalı
Meyve püresi, sebze püresi, muhallebi, yoğurt gibi besinler bebeğe ilk başlanabilecekler arasında yer alır. Ek besinlere başlandığında şunlara dikkat edilmelidir:
bebek,sağlık
Ek besinlere 4-6 aydan önce başlamayın.

İlk başlanan ek besin, ayına uygun olmalı ve tatlı olmamalıdır. Bu bebeğinizde tatlı alışkanlığı geliştirir ve gereğinden fazla enerji alıp kilolu bir bebek olma riskini ortaya çıkartır.

Ek besinleri vermeye teker teker başlanmalıdır.

Besinler kaşıkla az miktarda başlanarak verilir, zamanla herhangi bir tepki görülmezse miktarı artırılır.

Yeni besini, bebeğinizin karnı aç iken vermeniz çok daha uygun olur.

Kullanacağı kapları iyice yıkamalısınız
Yeni ikinci bir besine başlanıyorsa, alışık olduğu besinden önce bu besin verilip, bir müddet gözlemlemek gerekir.

Ek besinlerin hepsine birden aynı hafta içinde başlanmamalıdır. Yeni besinlerin diğerine alıştıktan en az 3 gün ya da 1 hafta sonra beslenme programına eklenmesi uygundur.

Bir besin denendikten sonra herhangi bir alerji belirtisi gelişirse, bu besin kesilir. 15-20 gün sonra tekrar denenir.

2 yaşına kadar kaynatılıp ılıtılmış su verilmelidir.

Sebze, meyve, pirinç, mercimek iyice yıkanmalıdır.

Bebeğiniz için kullanacağınız tabak, kaşık sabunlu su ile iyice yıkanıp durulanmalı ve tekrar sıcak sudan geçirilmelidir.

Bebeğinizin besinlerine 1 yaşına gelene kadar tuz eklememeniz önem taşır. Besinlerin yapısından tuz ihtiyacını zaten alacaktır. Artı yemeğine tuz eklersek, onun daha minicik olan böbreğine binen yükü artırırız. Bu da büyük oranda zarar verir.

Süte bal ya da şeker eklenmemelidir. Sizin gibi bebeğinizin de şeker ihtiyacı yoktur. Normal günlük beslenmesinden kendisi için gereken karbonhidrat ihtiyacını zaten alacaktır.

Çocuğun yediği miktar, hiçbir dönemde aynı yaştaki diğer çocuklarla, hatta kendi kardeşleriyle bile kıyaslanmamalıdır.

TAKVİM

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=54610&cat=220&dt=2008/02/07

Tuesday, February 19, 2008

Frenkeştayn besinler sofrada

Genetiği Değiştirilmiş bitkiler geldi ama ciddi tehdit oluşturuyor..

Genetiği Değiştirilmiş Organizma ya da “Transgenik Ürünler” adı verilen 700′den fazla ürün, sofralarda yerin alıyor.

Bu ürünlerin başında mısır, patates, soya, buğday, pamuk, domates, pirinç ve bazı balık türleri geliyor.

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın yaptığı açıklamada özellikle Amerika’dan ve Arjantin’den yılda 2 milyon tonun üzerinde genetiği değiştirilmiş soya ve mısır ithal edildiğini söyleyerek “Bu ürünler antibiyotik dayanıklılık etkisi yaratıyor. Ayrıca alerjik reaksiyonlar yaratması ve 3′üncü biyokimyasal ürünlerin ne tür sonuçlara yol açacağının bugünden bilinememesi de genetiği değiştirilmiş organizmaların bu ülkedeki en ciddi tehlikelerini oluşturuyor” dedi.
sebzeler,sağlık
Konuyu değerlendiren Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, bu yolla hedeflenenin tohumda yerel tohum çeşitlerinin tasfiye edilerek yerini yüzde 90′ı bütün dünyada yalnızca bir tek firmaya ait olan tohuma bağlamak olduğunu söyledi.

Günaydın, “Dolayısıyla bu yöntem az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin çiftçilerini doğrudan çok uluslu şirketlere bağımlı hale getirme amacını taşımaktadır. Bu tohumların üreme yeteneği de içlerinden alındığından her yıl yeniden o firmaya para ödemek zorunda kalıyorsunuz. Bu sosyo ekonomik açıdan son derece sakıncalıdır” diye konuştu.

“ANTİBİYOTİĞE DAYANIKLILIK VE ALERJİK REAKSİYON CİDDİ TEHLİKE”
ZMO Başkanı Günaydın, antibiyotiğe dayanıklılığın yanı sıra alerjik reaksiyonları da yaratan bu ürünlerin tehlikelerine işaret ederek “3′üncü biyokimyasal ürünlerin ne tür sonuçlara yol açacağının bugünden bilinememesi de genetiği değiştirilmiş organizmaların bu ülkedeki en ciddi tehlikelerini oluşturuyor” dedi. Günaydın, “Brezilya kestanesinden gen aktarılan transgenik soyalar alerji yaptıklarından marketlerden toplanmış, İngiltere’de transgenik soya nedeniyle soya alerjisinde yüzde 50 artış yaşanmış ve ‘Star Link’ transgenik mısır çeşiti alerjen olduğundan ABD’de üretimden kaldırılmıştır” diye konuştu.

“GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ÜRÜNLERİN ETİKETLE BELİRTİLMESİ GEREKİYOR”
Genetiği değiştirilmiş ürünlere ilişkin tüketicinin hiçbir bilgi edinme hakkı olmadığını belirten Gökhan Günaydın, “AB’de içeriğinde binde 9′dan daha fazla transgenik ham madde bulunan işlenmiş ürünler genetiği değiştirilmiş olarak etiketlenerek ancak satılabiliyorlar. Bu Türkiye’de yapılmıyor. “Ulusal Biyogüvenlik Yasası”nın çıkartılamamış olması bu alanda Türkiye’yi tümüyle her türlü riske açık bir ülke konumuna getiriyor” dedi. Henüz kanserojen etki yarattığına dair bilimsel bir çalışmanın olmadığını da belirten ZMO Başkanı Günaydın, “Ancak bu olmayacağı anlamına gelmiyor. Fareler üzerinde yapılan deneylerde GDO’ların mide çeperlerinde daralma, ölü doğum oranında artma, çocuk atma oranında artma, beslenme bozuklukları ve erken yaşlanma saptanmıştır. Bu son derece riskli. Bunu görmek lazım” değerlendirmesinde bulundu.

ANKA

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=54847&cat=220&dt=2008/02/08